Yayınlar

Ay Büyük ve Turuncuyken

Bu öykü, Kayıp Rıhtım Aylık Öykü Seçkisi'nin, 131. sayısında, 11. yıldönümünde yayınlanmıştır ve Salvador Dali'nin Yanan Zürafa tablosu için yazılmıştır.“Kim ağlarsa dünyada bir yerde,
nedensiz ağlarsa dünyada,
bana ağlar*.”
Benim tanrım öyle biri değil. Hiçbir zürafanın sonsuza dek yanmasına izin vermez. Kimseye bunu seyrettirmez.Fakat böceklerle ilgilenmez. Resimlerle de. Dünya çok güzel. Işığa tutulan bilyenin içinde parlayan renklerin toplamı dünya. Benim tanrım el emeği dünyasını bana çok görüyor. Beni içine almıyor. Sadece resimlere baktırıyor. Ben de resimleri ona çok göreceğim. Resimlerde onun dünyasının düzünü tersine çevireceğim.Yangını ateş böceklerinden başlatacağım. Zürafaya sıçrayacak. Zürafa yanmaya böyle başlayacak.Ay, büyük ve turuncuyken mavi suların kıyılarındaki geniş gövdeli ağaçların altında uçuşan böceklerle iş birliği yapar. Ay yukarıdan, ateş böcekleri aşağıdan aydınlatır dünyayı. Tehlikeyi karanlıkta, zarif olanları aydınlıkta tutarlar. Bu sebeptendir ki…

Gitmesin, Gittiği Yerde Gülmesin Büyüsü

Bu öykü karantina günlerinde, Kayıp Rıhtım Aylık Öykü Seçkisi'nin "Masal" temalı 130. sayısında yayımlanmıştır.
Gerekli malzemeler: Dil otu, yılan otu, kereviz sapı, saçından bir tutam, tükürüğünden bir damla, kirpiğinden bir tel, domuz yağı. Ayakları.Domuz yağı? Domuz. Bulamam. Büyü iptal.Malzemeler aklımda kalmıştır sanıyordum. Ayakları gerekmiyor olabilir mi?Ayaklarını kesersem gitmez zaten. Büyü meşakkatli. Ayak kesmek de. Kemiği tek hamlede nasıl bölüyorlar acaba? Gözlerimi bir türlü açamadığım filmlerde kolunu en geriye götürdükten sonra tak diye elindeki keskin, büyük satırı, kılıcı, bıçağı indiren insanlar var.Hak etmediğini söyleyebilir misiniz?Domuz yağsız büyü malzemeleri: Gülümsediği bir fotoğrafı. Bir daha gülümsememesi için gülümsemesi mühim. Kırmızı mum. Mühür açısından. Mühim. Saç teli. Saç mühim. Tütsü, mühim değil, ortam yapar. İğne, gülümsemesini delmek için. Ayaklar.Yine mi? Ayakları alamam diyorum. Ayakları alabilsem büyüye gerek kalmaz. Gitmesin, git…

Kanlı Katedral Sabahı

Bu öykü Karatina Fanzin'de yayınlanmıştır. Dev, düşmüş omuzlarını kaldırmaya mecal bulamasa da son saatlerini metanetini olabildiğince koruyarak geçirmeye çalışıyordu. Hayatın film şeridi gibi gözlerin önünden geçme saçmalığına ömrü boyunca inanmamış olduğuna pişmandı. “Böyle bir şeyin gerçek olacağına biraz bile ihtimal vermiş olsam son günümde görmek istemeyeceğim şeyleri yapmazdım,” diyordu. Tesellisi, bu şeridin yalnızca kendi gözlerinden geçiyor olmasıydı. Başkaları da görseydi belki utanırdı. “Bir ölünün hakkında en çok ne kadar kötü düşünebilirler?” diye sorardı kendine. İki gündür deri yüzücü tayfayla yolda olmanın verdiği can sıkıntısı devin sert soluk alış verişlerinden belli oluyordu. Onlarca kilometre geride bıraktıkları küçük ve ıssız şehirde son işlerini gördükten sonra kulaklarına gelen bir bilgiye göre kurbanları ayaklanmış, dört bir yanda devi ve yardımcılarını arıyorlardı. Kılıç ve kalkanlarını kuşanmışlardı. İçlerinden yüzlercesi vahşi bir gecede ölümün kokusunu d…

Gece Gölgesi

Bu öykü karantina günlerinde, Kayıp Rıhtım Aylık Öykü Seçkisi'nin "Virüs" temalı 129. sayısında yayımlanmıştır. Seni kaybettiğimde sokaklarda telaş başladı. İnsanlar görmedikleri bir şeyden kaçıyorlardı. Bir anda ortaya çıkan, aniden yayılan büyük salgın gibi bir şeyden. Vakit kaybetmeden herkese anlatmıştım. Huzursuzluğum milyonları yok edecek güçteydi. Bir gece hiçbir şey söylemeden gittiğinde bunun çok insanı etkileyeceğini biliyordum. Karşılaştığım herkese kendini korumasını söyledim. İnsanlığı büyük bir sınav bekliyor, dedim, çok büyük bir şeyi kaybettik. Nefes alınamayacağından emindim. Dünya istiflediği kadar oksijeni kullanırdı elbette. Ama sonra? Bencildin. Bunu da söyledim. Bağırarak. Hayatınızı çaldı, dedim. Kimisi inanıyordu. Bir virüs gibi yayıldı eksikliğin. Bu kuvvetli boşluğun benim hayatımda tıkılıp kalamayacağını, taşacağını, sokaklarda akacağını, diğer evlere sızacağını biliyordum. Doğrusu, seni aramadığım delik kalmamıştı. İnsanlara devamlı bir şeyin ek…

Palyaço, Parmak, Çocuk

Bu öykü Kayıp Rıhtım Aylık Öykü Seçkisi'nin 125. sayısında yayınlandı. Alfred Schnittke – Clowns und Kinder Şans kimi zaman kendine ait bir müzikte dans eden yırtık ceketli, yaşlı adamın parmaklarında ölür. Kimi zaman da ölür, öylece. Yüksek ayakkabı uçlarıyla adımları olduğundan daha büyük görünüyor. Palyaço, dün gittiği bir çocuk etkinliğinde parmaklarını burnundan, yüz makyajından, jöleli saçlarından bir türlü ayırmayan bir çocuğu arıyor. Üstelik kırmızı ayakkabılar giymişti. Bilerek mi yapmıştı? Bir meydan okuma. Bir yerde palyaço varsa orada sadece bir kırmızı top burun vardır. Bir yerde palyaço varsa orada sadece bir çift kırmızı ayakkabı olmalıdır. Palyaço, dik çizgili, dört renkten oluşan gömleğinin göğüs cebinden kâğıt törpü çıkardı. Üst, ön iki dişinin uçlarını sivriltmeye yarayacak hareketlerle törpüledi. Kemik tozlarını diliyle topladı. Dudaklarının arkasında biriktirdi. Dertop edip raylara fırlattı. Papyonunun iki kanadının ortasındaki düğümde bir mühür, imzaya benzer, b…